23 Ağustos 2015 Pazar

Arşm Mektupları - TAD A6.12


 Porten ve Yardeni, TAD A6.12'den uyarlanmıştır / Reproduced from Porten and Yardeni TAD A6.12


מנ ארשם על נחתחנר כנזסרם וכנןתה וכעת חנזפי שמה פתכרכר עלימא זילי זי בגסרו היתי שושן זך פתפא הב

לה כאחרנן ולנשי ביתה גרד בדיכרן זילי ויעבד פתכרן זי פרש ... יהוון ויעבד פתכר סוסה עם רכבה לקבל זי קדמן עבד קדמי
ופתכרן אחרנן והושרו יהיתו עלי אפריע לעבק ולעבק ארתוהי ידע טעמא זנה רשת ספרא
מן ארשם על נחתחור פקידא כנזסרם וכנותה המרכריא זי במצרין


  Harf çevirisi / Translitteration:


mn ȝršm ʿl nḥtḥwr knzsrm w-knwth w-kʿt hnzspy šmh ptkrkr ʿlymȝ zyly zy bgsrw hyty šwšn zk ptpȝ hb lh kȝḥrnn _w-l-nšy byth_ grd bdykrn zyly w-yʿbd ptkrn zy prš [...] yhwwn w-yʿbd ptkr swsh ʿm rkbh lqbl zy qdmn ʿbd qdmy w-ptkrn ȝḥrnn w-hwšrw yhytw ʿly ȝpryʿ lʿbq w-lʿbq ȝrtwhy ydʿ ṭʿmȝ znh ršt sprȝ mn ȝršm ʿl nḥtḥwr pqydȝ knzsrm w-knwth hmrkryȝ zy b-mṣryn

Çeviri:

Arşm'den [Ö.i. (Özel isim)]  Nkhtkhur [ Ö.i.] , Knzsrm [ Ö.i.] ve iş arkadaşlarına. Ve şimdi, Hnzspy [Ö.i.], isimli, bir heykeltıraş, benim kölem, Bgsru [Ö.i.] (onu) Şuşn'den [Yer ismi: İran'daki Şuş bölgesi ] geldirdi, o. Azık ver ona tıpkı ötekiler gibi -ve ev çalışanlarına- zanaatçılarımın arasındaki ev görevlileri (gibi) ve atlı heykelleri yapsın. ... olacaklar, ve o at heykeli yapsın atlısıyla beraber önceden önümde yaptığına uygun olarak, ve diğer heykelleri de sevk etsinler geldirsinler hemen çabuk onları bana. Artuhi [Ö.i.] bu emri bildi. Rşt [Ö.i.] katip.
Arşm'dan Nkhtkhur memur Knzrm ve iş arkadaşlarının muhasebecisi Mısır'da (olan)....

Translation:
From Arşm to Nkhtkhur [p.n. (Proper noun)], Knzsrm [p.n..] and his associates, and now Hnzspy [p.n.], his name, a sculpture, my slave, Bgsru [p.n.] caused to come (from) Susa [Probably Shush region in Iran], that (one). Give him, and his household staff, ration like others, domestic staff of (those who are) among my artisans, and he shall make statues of horseman... [they:3PM] will be and he shall make a statue of a horse with its horseman in accordance (with the one) that he made formerly before me, and dispatch also the other statues, they shall cause (them) to come to me at once quickly and quickly. Artwhy[p.n.] knew this command. Rşt[p.n.] the scribe.
From Arşm to Nkhthkhur, the official Knzsrm and the associate's accountant that (is) in Egypt, ..

Kelimeler ve Çözümlemeleri / Vocabulary and Word Analysis

b-mṣryn: b-, ilgeç, içinde, sayesinde / b-, prep. in, by (means of) + mṣryn Ö.i. / P.n., Egypt.
bdykrn: çoğul, e.i., y.f., zanaatkarlar / plural m.n., abs.f., artisans
grd: tekil e.i., y.f., ev personeli / singular m.n., abs.f., domestic staff
hb: yhb, vermek, fiili, temel gövde, e.k. (emir kipi), eril tekil / yhb, to give, ground stem, imper. (imperative), SM, single masculine
hwšrw: hwšr, yollamak/sevk etmek fiili, emir kipi e.ç.k / hwšr, dispatch, imperative PM, plural masculine)
hyty: ȝty, gelmek fiili, kıldırgan gövde 3 e.t.k. hali, tm.v. (tamamlanmış veçhe) / verb ȝty, causative stem, S3M form, p.a. (perfect aspect), he caused to come.
knwth: knw.t (d.i. ( dişil isim) (t. f. (tamlayan form) ) meslektaş, iş arkadaşı ç.-t. çoğul veya tekil şekilsel bir ayrım yok / (f.n. (feminine noun) (cons.f.) (construct form)) associate   / plu.-sing. plural or singular, no morphological difference + h ( 3. e.t.k. (eril tekil kişi) soneki )) / ((S3M s.p.p, Single 3 masculine sufixed personal pronoun))
kȝḥrnn : k, ilgeç, tıpkı, gibi / prep. like, as + ȝḥrnn, çoğul e.i., y.f., ötekiler / plural m.n., abs.f, others
kʿt: şimdi/ now. 
lh: l, supra + h, supra.
lqbl: ilgeç, -e uygun olarak, ilişkili olarak / prep. in accordance with
lʿbq: çabuk, hızlı / quickly
mn: ilgeç -den /prep. (preposition) from
pqydȝ: e.i., v.f., memur / m.n., emp. f., the official
prš: tekil, e.i., y.f., atlı / singular, m.n., abs.f., horseman
ptkr: tekil, e.i., t.f., heykel / singular m.n., cons.f., statue
ptkrkr: (e.i. (y.f. (yalın form)) heykeltıraş / (m.n. (abs.f. (absolute form)) sculpture.
ptkrn: çoğul, e.i., y.f., heykeller / plural m.n., abs.f., statues
ptpȝ: azık, tayın / ration
qdmn: önceki / formerly
qdmy: qdm, ilgeç, ön / prep. before, in front of + y 1. t.k. soneki / S1 s.p.p 
rkbh: tekil, e.i., t.f., atlı / singular, m.n., abs.f., horseman + h, ( 3. d.t.k. dişil tekil kişi soneki) / (S3F s.p.p)
šmh: šm (e.i. (eril isim) (t.f.)) ad, isim / (m.n. ( masculine noun) (cons.f.)) name + h ( 3. e.t.k.) / (S3M s.p.p)
sprȝ: e.i., v.f., katip / m.n., emp. f., the scribe
swsh: tekil, d.i., y.f., at / singular, f.n., abs.f., horse
šwšn: Suş / Susa
ṭʿmȝ: e.i., v.f., emir, buyruk / m.n., emp. f., the command, the order
w-: ve, dahi, de / and, also.
w-l-nšy byth: w, supra. + l, supra. + nšy byt, ev görevlisi, ev çalışanları / household staff + h, supra.
w-lʿbq: w, supra. + lʿbq, supra.
w-yʿbd: w, supra., + yʿbd, ʿbd, yapmak fiili, temel gövde 3.t.k. g.-e. kipi (gereklilik-emir kipi) / ʿbd, to make, ground stem,  S3M, j.a. (jussive mood)
ydʿ: ydʿ, bilmek, fiili, temel gövde, 3. e.t.k., tm. v. / ydʿ, to know, ground stem, S3M, p.a.
yhwwn: hwh, olmak fiili, III.y, temel gövde, (3. e.ç.k. eril çoğul kişi) tmm.v. (tamamlanmamış), olacaklar / hwh, verb to be, III.y, ground stem, ( P3M, plural 3. person masculin) imp.a. (imperfect aspect), will/might be
yhytw: ȝty, gelmek fiili, kıldırgan gövde, g.-e. (gereklilik-emir) kipi, tmm. v., 3. e.ç.k. / ȝty, come, causative stem, jussive, imp. a., P3M.
zk : u.i.z. (uzaktaki için işaret zamiri) o / (f.d.p. far object demonstrative pronoun) that, those
znh: y.i.z. ( yakındaki için işaret zamiri), bu, bunlar / n.d.p (near object demonstrative pronoun), this, these
zy: supra.
zyly: zy (i.z. (ilgi zamiri) ki o / (r.p.) relative pronoun, that, who, which + l, ilgeç, e doğru / prep. to + y, 1. t.k. soneki / S1, s.p.p 
ȝḥrnn: supra.
ȝpryʿ: hemen / at once
ʿbd: ʿbd, yapmak fiili, temel gövde, 3. t.k. tm.v.  /ʿbd, to make, ground stem,  S3M, p.a.
ʿl-: ilgeç, -e, üstünde / prep., on, toward, upon
ʿly: ʿl- ilgeç, -e, üstünde / prep., on, toward, upon + y, 1. t.k. soneki / S1, s.p.p 
ʿlymȝ: (e.i. (v.f. (vurgulu form)) köle, hizmetli / m.n., emp. f. (emphatic form), slave, servant.
ʿm: ilgeç, ile / prep. with
 
Çeviri notları:
Bazı yapıları Türkçe'ye aktarırken sorun yaşadığımı itiraf etmeliyim, özellikle, fiilin kurulumunun aynısı olan "geldirmek" ile anlam olarak daha anlaşılır olan "getirmek" arasında özellikle tereddüt ettim. Onun dışında aramice sözcüklerin sözcük şekliyle gösterdiği bazı özellikleri de korumak çok mümkün olmadı, örneğin vurgulu formun Türkçe'de anlam olarak bir karşılığı yok, İngilizce'de ise "the" tanımlığı ile karşılanmaya çalışılıyor.
Mektup oldukça kısa, bir at heykeli siparişi, mektup M.Ö. 411-408 civarlarında yazılmış, bkz: 

http://www.iranicaonline.org/articles/arsama-greek-arsmes-aramaic-rsm-name-of-several-achaemenid-notables  
Diğer çevirilerimde olduğu gibi sorularınız veya yorumlarınız olursa yorumlarda belirtmekten çekinmeyin lütfen.

3 Nisan 2014 Perşembe

İstanbul Dikilitaşı - Obelisk of Theodosius

Kuzey ( North )1   Kuzeybatı( Northwest ) Güney( South ) Güneydoğu ( Southeast )








1Buradaki suretleri oluşturmamı sağlayacak fotoğraflara ulaşmamdaki yardımlarından dolayı, ressam dostum Perim Pegisu İşisağ teşekkürlerimi sunarım.

Yukarıda gördüğünüz kısmi suret İstanbul Sultanahmet, Atmeydanı'nda bulunan Theodosius Obelisk'ine aittir. Suretin kısmi olmasının temel sebebi, hafif zarar görmüş, Thutmosis III'ün tanrı mn'e1 adaklar sunması sahnesindeki yazıtların, kopyalanabilmesi için gereken teknik olanaklara sahip olamamış olmamdan ileri gelmektedir. Bunun dışında suret, güneydoğu cephesindeki ilk kartuşun içinde, baykuşun yanında kalan R402, kuzey cephesinde ikinci kartuşun altındaki 3. işaret olan M3, işaretleri hariç aslına uygundur, ancak yine de yazıt bilimsel bir inceleme için teknik olanakların daha elverişli olduğu bir zamanda yapılacak yeni bir suret daha uygun olacaktır. Obelisk'in üstünde sözü geçen R40 işaretinin bir çeşitlemesi olmasına karşın çevirisinde bir değişiklik yaratacak nitelikte değildir. Yazıt bilimsel ve paleografik incelemesinde kraliyet yazmanlarının uygulamalarına ilişkin bilgi verici bir yönü olmakla birlikte bunu bu yazının sınırları içerisinde dikkate almayacağız.
Metni ele alırken her cepheyi ayrı bölümler halinde incelemeyi uygun gördük. Her bölümün için önce metnin harf çevirisini, ardından eylem formlarının analizini, ardından da Türkçe çevirisini sunacağız.

Summary in English:

This is an almost facsimilie of the obelisk of Theodosius. It is almost a facsimilie because, 1) The photos I had, did not permit me to make copies of the fragmentary offering scenes at the top, 2) I couldn't find two of the signs in Jshesh thus used the variations in the program (used variations are M3 and R40). What is provided here is the inscriptions on the façades. Offering scenes are to Amon-Ra. And what we have in Istanbul is about 2/3 of the obelisk. Thus about 19-20m so the inscriptions should not to be taken as completed syntactic and semantic units. The translations I have provided are rather crude, I prefered to translate it as raw and close to the egyptian origin as possible. The provided analysis of the verb forms follows the terminology of J.Allen, Middle Egyptian: Introduction to the Language and Culture of Hieroglyphs, Cambridge, 2000.

Kuzey (North) cephesi

Harf çevirisi: Ḥr qȝ [ḥḏ.t] mr(y) [Rʿ] nsw.t bit(y) nbty sḫʿ Mȝʿ.t mry tȝ.wy Mn ḫpr [rʿ] tit [rʿ] nb nḫt.w ʿ⸗f tȝ nb ir tȝš r wp.t-tȝ pḥww r nhrn...

Eylem formlarının analizi :
mr : sevmek fiili, tamamlanmış ilgi formu (perfective relative form )
sḫʿ : görünür kılmak fiili, tamamlanmış sdm.f formu (perfective sdm.f)
mry : sevmek fiili, tamamlanmış ilgi formu (perfective relative form )
Mn : tesis etmek fiili, tamamlanmış sdm.f formu (perfective sdm.f)
ḫpr : evrilmek, olagelmek fiili, atıfsız ilgi formu (non-attributive relative form)
nḫt.w : güçlü olmak, başarmak fiili, durum fiil formu (stative form), 3. eril tekil şahıs
ir : etmek, yapmak fiili, tamamlanmış sıfat-fiil formu (perfective participle)

Türkçe Çevirisi :

Horus'un  “3Yüksek olandır beyaz tac ki Ra sever onu”4su, Arılı ve Çalılıklı5, İki Hanım'ın “Mâat ki sever onu iki toprak, görünür kılar”ı, Ra evrilir kurar Ra'nın şeklini6, Sahip muzafferdi (ve) elinin her toprak, yapmış sınırları Ülkenin Açılışından, en ucundan, Nhrn'e dek...

Traduction en Français:

Horus de "qȝ [ḥḏ.t] mr(y) [Rʿ]", le roi de haute et de basse égypte, les deux maitresse "sḫʿ Mȝʿ.t mry tȝ.wy ", " Mn ḫpr [rʿ] tit [rʿ]", le maitre était victorieux, la terre est sa main (il a la terre), le maître a fait la frontière vers l'Ouverture de Pays de limite extrême, vers Nhrn ...

Translation in English:

Horus of "qȝ [ḥḏ.t] mr(y) [Rʿ]", dual king, two ladies "sḫʿ Mȝʿ.t mry tȝ.wy ", " Mn ḫpr [rʿ] tit [rʿ]", the lord was victorious, his hand was the land (he has the land), the lord did the border towards Opening of the Land of the extreme limit, toward Nhrn...

Çeviri yorumu:
Bölüm kralın isimlerinin sayılıp dökülmesiyle başlıyor ve ülkenin sınırlarını ne kadar genişlettiğini müjdeliyor. Yazının söyleyicisi, örneğin bazı stellerin aksine, üçüncü kişi. Yani kralın yaptıklarını kendi ağzından değil, üçüncü bir kişinin ağzından görüyoruz. Bu da obeliskin sosyal bir alan hedef alınarak yapıldığını güçlendiren bir şey, her ne kadar ilk dikildiği yer Karnak tapınağı olsada7 . En azından, metnin hitap ettiği alanın bir sosyallik barındırdığını söyleyebiliriz. Onun dışında adak sahnelerini saymazsak, oldukça iyi korunmuş ve kaliteli yazılmış bir bölüm. Kaliteliden kasıt, usta bir katibin elinden çıktığı, yani aslen kraliyet için iş yapan bir katibin elinden çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz, zira işaretlerin kazınmasındaki detay seviyesi oldukça yüksek, üstelik estetik ve/veya simetrik bir kaygıda güdülmüş diyebiliriz çünkü sopa tutan kolun içine aslen yerleştirilmesi gerekmeyen, ve normal boyutlarda olsaydı oraya sığmayacak olan işaretlerin orada bulunması bizce olsa olsa böyle bir kaygıdan hareketle açıklanabilir.

Kuzeybatı (North-West) Cephesi:

Harf çevirisi: Ḥr kȝ mr(y) Rʿ nsw.t bit(y) mn-ḫpr-Rʿ sʿȝ.n Rʿ rn n(j) tm wȝḥ8 ḥr ʿ.wy Nit mt [nṯr] r n(n)*9 it(f) tȝ.w nb ȝw.(w) ʿḥʿ.w nb ḥb-sd

Eylem formlarının analizi :

mr : sevmek fiili, tamamlanmış ilgi formu (perfective relative form )
sʿȝ.n : büyükleştirmek, büyük hale getirmek fiili, bitmiş ilgi formu (perfect relative form)
wȝḥ : arta kalmak, dayanmak, fiili, tamamlanmış etkin/edilgin sıfat-fiil formu (perfective participle passive/active)
iṯ : ele geçirmek fiili, tamamlanmış atıfsız ilgi formu (perfective non-attributive relative form)

Türkçe Çevirisi:

Horus'un “Muzaffer boğa ki Re sever onu”su, Arılı ve Çalılıklı, Durağan Re'nin evrimi, Re'nin büyük yaptığı, arta kalmayanın adı üstünde Neith'in, tanrının anasının, iki kolu, bu “o ele geçirir toprakları” içindir, efendisi uzun ömürün, efendisi Dinlenme Bayramının...

Traduction en Français:

Horus de " kȝ mr(y) Rʿ ", le roi de haute et de basse égypte " mn-ḫpr-Rʿ sʿȝ.n Rʿ ", le nom de ce qui ne répose pas sur les deux bras de Nit, la mère de dieu, pour ce " il a saisit les terres", maitre de long vie, maitre de la fête de Jubilé...

Translation in English

Horus of " kȝ mr(y) Rʿ ", dual king " mn-ḫpr-Rʿ sʿȝ.n Rʿ ", the name whom doesn't repose on the two arms of Nit, mother of god, for this "he seized the lands", lord of long life, lord of the festival of Jubilee...

Çeviri Yorumu:
Bölüm yine kralın isimlerinin sayılıp dökülmesiyle başlıyor. Tırnak işaretleri hakkındaki dipnot hala geçerlidir. Burada ilginç olan “arta kalmayan” açık bir biçimde sıfat-fiil formundayken, neyi nitelediği çok açık değil. Dolayısıyla, antik mısırcadaki diğer sıfatlar gibi, tek kullanıldığında isim yerine geçtiğini varsaydık, bu sebeple ki dolaylı aitlik (indirect genitif) yapısı içerisinde değerlendirilebileceğine hüküm verdik. Antik mısırca'da noktalama işaretlerine olan erişimimiz henüz çok kısıtlı olduğu için, büyük oranda, özellikle Orta Krallık mısırcasında, cümle imleci (sentence marker) olmadıkça çeviri cümlesini sonlandırmamaya çalıştık. Bu görüleceği üzere ilk bakışta anlamayı güçleştiren bir durum. Daha anlaşılır anlam bölmeleriyle şunu diyor çeviri.Neith, ki o tanrıların anasıdır. Onun iki koluda, dikilitaşta anlatılmakta olan Thutmosis 3'ün fetihleri içindir. Thutmosis 3 uzun ömrün efendisidir, Thutmosis 3 Dinlenme Bayramının efendisidir...

Güney (South) Cephesi

Harf çevirisi: Ḥr qȝ ḫʿ m Mȝʿ.t nsw.t bit(j) mn-ḫpr-Rʿ ir.n Rʿ ḏȝ phr-{jr}10-wr Nhrn m qnt (n)ḫt r ḥȝ.t mšʿ.w⸗f jr ḫȝy.wt ʿȝ.(w)t...

Eylem formlarının analizi:

ḫʿ : görünmek fiili, eril 3. tekil şahıs durum-fiil formu (stative/pseudoparticipe/old-perfective form)
ir.n : yapmak, etmek fiili, bitmiş-fiil formu (perfect form)
ḏȝ : sal ile birini götürmek fiili, tamamlanmış etkin sıfat-fiil formu (perfective participle active)
jr: yapmak, etmek fiili, tamamlanmış etkin sıfat-fiil formu (perfective participle active)

Türkçe Çevirisi:

Horus'un “Muzaffer boğa Meat olarak göründü”sü, Çalılıklı ve Arılı, Durağan Re'nin evrimi, “Re yaptı”sı, Nhrn'in Fırat nehrine mert ve muzaffer (olarak) salla gitmiş ordusunun önünde, büyük katliamlar yapmış...

Traduction en Français:

Horus de "qȝ ḫʿ m Mȝʿ.t", le roi de haute et de basse égypte " mn-ḫpr-Rʿ ir.n Rʿ", ayant transporté en bateau (dans) Euphrate de Nhrn, en tant que courageux et noble, devant ses armées, ayant fait grands massacres...

Translation in English:

Horus of  "qȝ ḫʿ m Mȝʿ.t", dual king " mn-ḫpr-Rʿ ir.n Rʿ", ferried in Euphrate of Nhrn, as courageous and noble, in front of his armies, who did big slaughters...

Çevirinin Yorumu:
Bölüm yine kralın isimlerinin sayılmasıyla başlar. Tırnak işaretleriyle ilgili dipnot hala geçerlidir. Parantez içerisinde eklediğim sadece öncesinde gelen sıfatların “sal”a ait olmadığını göstermek içindir. Genel olarak sıfat-fiil kullanımının fazla olması, tıpkı diğer bölümlerde olduğu gibi bize, tarihsel bir anlatının tarihselliğinden ya da hikayeselliğinden çok, kralın unvanları olarak önem kazanması, yani en nihayetinde anlatılanın kralın bir tarifinin olması durumuna işaret ediyor.

Güneydoğu (South-East) cephesi:

Harf çevirisi: Ḥr qȝ ḫʿ m wȝs nbty wȝḥ.t(w) sw mj (i)m(y) [Rʿ] Ḥr-Nbw ḏsr ḫʿ.w sḫm pḥty nsw.t bit(y) mn-ḫpr-Rʿ stp.n [Rʿ] ir.n⸗f m mnw⸗f n (i)t Imn-Rʿ nb ns.wt tȝ.wy

Eylem Formlarının analizi:


ḫʿ : görünmek fiili, eril 3. tekil şahıs durum-fiil formu (stative/pseudoparticipe/old-perfective form)
wȝḥ.t(w): yerleştirmek, koymak fiili, edilgen belgisiz zamirli dilek-fiil formu (subjunctive form with impersonal pronoun tw)
stp.n : seçmek fiili, bitmiş-fiil formu (perfect form)
ir.n : yapmak, etmek fiili, bitmiş-fiil formu (perfect form)

Türkçe Çevirisi:

Horus'un “Muzaffer Boğa hüküm olarak göründü”sü, İki Hanım'ın “Koyulsa o tıpkı Re'ye içkin gibi”si, Altın-Horus'un “Kutsal görüntü güçlü kuvvettir”i, Çalılıklı ve Arılı, Durağan Re'nin evrimi, “Re seçti”si, o yaptı eseri olarak baba Imn-Rʿ'ya (ki o), sahibidir iki toprağın tahtlarının...

Traduction en Français:

Horus de "qȝ ḫʿ m wȝs", Deux maitresse de "wȝḥ.t(w) sw mj (i)m(y) [Rʿ]", Faucon d'or de "ḏsr ḫʿ.w sḫm pḥty", le roi de haute et de basse égypte "mn-ḫpr-Rʿ stp.n [Rʿ]" il a fait en tant que son oeuvre au père, Imn-Rʿ maitre des thrones des deux terres.

Translation in English:

Horus of  "qȝ ḫʿ m wȝs", Two Ladies of  "wȝḥ.t(w) sw mj (i)m(y) [Rʿ]", Gold Falcon of "ḏsr ḫʿ.w sḫm pḥty", Dual King "mn-ḫpr-Rʿ stp.n [Rʿ]", he did as his monument to father Imn-Rʿ, lord of the thrones of two lands.

Çevirinin Yorumu: Yine firavunun isimlerinin sayılıp dökülmesiyle başlıyor. Beş cins ismin dört cinsini görüyoruz. Parantezlerle ilgili dipnot hala geçerlidir. Bu bölüm adaklarda ithaf bölümü olarak geçen bölüm. Eserin kim için kim tarafından yapıldığını gösteriyor. Bundan dolayı, kral bütün isimlerini sayıp dökmüş, beşinci ismi “Re oğlu” ismi onu burada vermeye gerek görmemiş olmasının sebebi açık değil. Hitap ettiği kitle için çok bariz bir şey olması dolayısıyla belirtmemiş olması muhtemel. Atfedilen tanrı, Amon Re. Burada karşımıza çıkmasının önemi var, zira Amon-Re yeni krallığın en sık dillendirilmiş tanrılarından. Büyüyen krallığın kapsayıcı tanrısı. Büyük olasılıkla, dikilitaşın tepesinde bulunan, parçalanmış sahnelerden birinde, yapılma seneside yazıyordur, ancak bu bilgiye erişmek için şu anda olduğu gibi fotoğraflardan değil, daha yakından incelemek bir zorunluluk.

1Makale boyunca, adet olduğu üzere metin içinde geçen özel adlara yapılan atıflar, harf çevirisi temelinde olacaktır.
2İşaretler için bkz.: J.P. Allen. Middle Egyptian – An Introduction to the Language and the Culture of Hieorglyphs. Cambridge. 2010, p.425-454. Bu işaret listesi Gardiner'in işaret listesi temel alınarak düzenlenmiştir.
3 Tırnak işaretleri benim sözdizimi kurallarını olabildiğince korumaya çalışmam dolayısıyla oluşan anlam karmaşasını gidermek için kullanılmıştır, metnin kendisinde tırnak işaretini gösteren bir şey yoktur.
4Bu kısım kralın Horus ismi denilen bölümü ifade etmektedir; antik mısırda kralların beş çeşit ismi olur: 1) Horus ismi, 2) İki Hanım ismi, 3) Altın Şahin ismi, 4) Taht ismi, 5) “Re oğlu” ismi. Genelde isimler çevrilmeden bırakılırlar. Ama bu yazıdaki amacım elimden geldiği kadar filolojik meseleleri ön plana çıkarmak ve onları birazcıkta göstermek olduğundan çevirilerini sağlayacağım.
5Bu aslında Aşağı ve Yukarı Mısır'ın kralı demek için kullanılan bir kalıp. Çalılık Yukarı Mısır için, Arı ise Aşağı Mısır'ı temsilen kullanılıyor.
6Bu Kralın taht isminin çevirisi, Türkçe'de biraz garip duyulduğu için, eylem nesne ve özneyi belirtmekte yarar görüyorum: “Ra evrilir” özne, “kurmak” fiil, “Ra'nın şekli” nesne.
7L. Habachi, The obelisks of Egypt : skyscrapers of the past, Cairo, 1984, p. 147-148.

8Buradaki çocuk kral belirteci büyük olasılıkla, fiilin, sıfat-fiil formunda olduğunu gösteriyor, hemen öncesinde sıfat fiilleri olumsuz yapmaya yarayan “tm”de bunu destekler nitelikte, ancak morfoloji mastar haline de imkan veriyor. Ve çocuk-kral belirtecini birinci tekil şahıs, son ek eril kişi zamiri olarak anlamakta mümkün.
9Bu işaretin yorumu oldukça zor, tek başına kaldığında verimliliğin kişiselleşmiş hali olmasına rağmen burada o anlamı taşıması çok olası gözükmüyor. İki kere yazıldığında işaret sıfatı oluyor olmasına rağmen iki kere de yazılmamış, belki de katip, yerinin darlığı ve bağlamın açıklığı dolayısıyla bir kez yazmayı tercih etti. Ancak yine de bu açıklama ikna edici değil, her ne kadar daha olası bir şeyi öngöremiyor olsamda.

10Burada bu gözün ne işi var? Bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyorum, zira normalde “ phr-wr” beraber yazılırlar. “Jr”'i ortalarına almaları için hiçbir dilbilgisel sebep yok. Aklıma gelen tek makul sayılabilecek açıklama, yeni krallıkta kullanılmaya başlanan hece yazısının, ilk izlerinin göstergesi olabileceği. Yani okuma değeri olarak “r” sesini phr'e katıyor olması. Bunu destekleyebilecek bir başka sav da, phr'in belirtici olarak kullanıldığı wdb kelimesinden bağımsız olduğunu göstermenin, her ne kadar wdb bu şekilde yazılmıyorsa da anlam olarak yakın olduğundan, olası bir anlam karmaşasını önlediği yönünde olabilir.

29 Ekim 2013 Salı

Westcar Papirüsü VII, 1-3

Hieratik metinler, Möller'in Hieratic texts for Academic Use kitabından alıntılanmıştır (cf. Möller G., Hieratische Lesestücke für den Akademischen Gebrauch, Leipzig, 1927).

Hieratik metinler sağdan sola, hiyeroglifler soldan sağa, harf çevirileri soldan sağa okunacak şekilde düzenlenmiştir.

Westcar Papirüsü VII, 1-3
1

2


1


2


3



1) ḏd.j rn.f ḥms⸗f m ḏd Snfrw mȝʿ ḫrw Jw⸗f m

2) nḏs n rnpt 110 Jw.f ḥr wnm t.w 500 r Mn n kȝ m

3) jwf.w ḥnʿ swj ḥḳt.w Dsw r mn m hrw pn

1)
ḏd.j : « ḏd » fiili, güçlü, tamamlanmamış çekim (sḏm.f aorist)+ 1. tekil kişi sonek adılı. Anlamı: Sağlamım
rn.f : “rn” isim, eril, tekil+ aitlik belirten işlevde 3. tekil kişi sonek adılı. Anlamı: onun adı
ḥms⸗f: “ḥmsi” fiili, zayıf, tamamlanmamış çekim ( sḏm.f aorist)+3. Tekil kişi sonek adılı. Anlamı: Oturur
m: “İçinde, gibi, sayesinde, vs.” anlamlarına gelen ilgeç.
Ḏd*: “ḏd” önadı. Anlamı: Sağlam, dayanaklı
Snfrw: Özel isim. Anlamı: Snefru
mȝʿ ḫrw**: isim tamlaması. Anlamı: Sözünün eri
Iw=f : Yeni anlam dizisi başladığını gösteren öntakı+ 3. tekil kişi sonek adılı, özne işlevinde.

2)
nḏs:isim, eril, tekil. Anlamı: avam, yurttaş.
Rnpt : İsim, dişil, tekil. Anlamı: Sene (yaş gösteren tamlama kuruyor. Örnek: 13 years old, 29 ans, etc.)
ḥr : “üstü, üstünde, üstüne, vs” anlamına gelen ilgeç (İngilizce'deki “on”, Fransızca'daki “sûr” gibi), buradaki işlevi ardından sonra gelen fiilin şimdiki zamanda gerçekleştiğini göstermek.
Wnm: “wnm” fiili, güçlü, mastar halinde. Anlamı: Yemek.
T.w: İsim, eril, çoğul. Anlamı: Ekmekler
r: “için, -e doğru, vs” anlamlarına gelen ilgeç
Mn: İsim, eril, tekil. Anlamı: Men eti.
N: “için, -e doğru, -e ait, vs” anlamlarına gelen ilgeç.

3)
Jwf.w: İsim, eril, çoğul. Anlamı: Etler
ḥnʿ : “ile” anlamına gelen ilgeç.
Swj***: “swr” fiili, güçlü, mastar hali. Anlamı: İçmek
ḥḳt.w Dsw: isim, eril, çoğul. Anlamı: Des biraları
mn: isim, eril, tekil. Anlamı: Yerleşik
hrw: isim, eril, tekil. Anlamı: Gün, gündüz.
Pn****: İşaret önadı. Anlamı: Bu.

Çeviri TR:

Ben sağlamken, onun adı, sağlam Snefru, sözünün eridir. O avam olarak 110 yaşındadır. O 500 ekmeği, et olarak davara ait “men” etiyle “des” biralarını yiyor ve içiyor ki bu gündüz yerleşik olsun.

Çeviri FR:

Alors que je suis stable, son nom qu'il est assis, stable Snefrou, juste de voix. Il a en tant qu'un routier 110 ans. Il est entrain de manger 500 pains, le viande “Men” appartenant au bovins comme viande et de boire les bières “Des” pour être stable dans ce jour.

Çevirinin sıkıntıları:

Ya öncelikle, Antik Mısırca ile Türkçe arasındaki en büyük uyuşmazlık fiillerin cümle içindeki konumları. Antik Mısırca'da genelde cümle başındadır, yani fiil-özne-obje yapısı vardır. Bu bizim dilimize çevrilirken çok kaybolan bir yapı, yani ne yaparsam yapayım, bu şekilde bir yapıyla metni cümleye dökemiyorum. Bu da anlam karmaşası yaratıyor bolca. Örneğin “bu gündüz yerleşik olsun” ifadesinde yerleşik olması gereken “gündüz” değil, bu sabah o kadar yemeği yeyip içen Snefru, ama bunu anlamak “bu gündüz” kabak gibi önünde duruyorken “yerleşik olsun”un biraz zorlamayı gerektiriyor. Tabi, metni hiyeratikten, hiyeroglife oradan harf çevirisine oradan dil analizine ardından da Türkçe çevirisine geçtiğim için üretimi çok vakit alıyor, bu şekilde ne kadar sürer bilmiyorum, ama sürdürebildiğim kadar sürdüreceğim.
Normalde Fransızca çevirisini eklemeyi düşünmüyordum; ancak Antik Mısırca'yı Fransızca üzerinden öğrendiğimden yer yer Fransızca çeviri, Türkçe'sinden daha anlaşılır olabiliyor, çünkü dil bilgisini daha iyi oturtabiliyorum. Yine de sizin yorumlarınızla her ikisi de daha iyi hale gelecektir diye umuyorum.

*: Antik Mısırca'nın modern dil terminolojisiyle iyi karşılayamadığımız bir fiil biçimi var. Ona biraz devşirme bir ifade ile sıfat-eylem deniyor. Yani bizdeki sıfatın yüklem olabilmesi gibi, onlarda da hem sıfat olarak kullanılan, hemde eylem olan sözcükler var. Burada öyle bir sözcükle karşı karşıyayız. “ḏd”, bizdeki “sağlam” sözcüğüne karşılık geliyor. Burada eylem olarak kullanılıyor. Az aşağıda sıfat olarak kullanılıyor.
** Bu bir deyim. “Sözünün eri” gibi bir anlama geliyor. Kelimesi kelimesine çevirisi “Hakiki sesli”. Çok sık kullanılan bir unvan.
***: “Swi” fiilindeki “i”nin analizde “r” gözükmesinin nedeni çok karmaşık değil. Fiil eskiden “swr” iken Yeni Krallık döneminde “i” sesine evrilmiş ama yazımında “r”yi bırakmamış. Dolayısıyla, mısırbilimciler hem “swr” u hem de “swi”yi aynı fiilin harf çevirisi için kullanıyorlar.

****: Buradaki “pn”, ne hieratikte ne de hiyeroglifte gözüküyor, çünkü resmini verdiğim hieratik satırına dahil değil, bir sonraki satıra dahil. Hem hemen sonrasında yeni cümle dizisi başladığı için hemde bunu diğer cümle dizisiyle beraber vermemin satıra uygunluk dışında, ki daha akademik bir çalışmanın temel şartıdır, bir getirisi olmayacağından, ekleyeyim dedim. Böylece üçüncü satırda başlayıp dördüncü satırın başında biten dizide tamamlanmış oldu.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Hitit Kanunları - 43

    (1) Ták-ku LÚ-aš GUD-ŠU I7 -an zi-nu-uš-ki-iz-zi (2) ta-ma-i-ša-an šu-ú-wa-iz-zi nu KUN GUD e-ep-zi (3) TA I7-an za-a-i nu BE-EL KUN I7-aš (4) pé-e-da-i nu a-pu-u-un-pé da-an-zi

ták-ku : Eğer.
LÚ-aš: -in, veya özne hali (genitif/nominatif), tekil. Anlamı: Adam, erkek.
GUD-ŠU: GUD, sümerce veya sümerogram, ŠU, akatça veya akadogram, 3. şahıs eril sonek kişi zamiri. Anlamı: Onun boğası.
I7 -an: Sümerce veya sümerogram + an, kelimenin özne/nesne halinde (Nominatif/Accusatif neutre) bulunduğunu gösteren ek. Anlamı: Nehir.
Zi-nu-uš-ki-iz-zi: 3. tekil şahıs tamamlanmamış çekim. Anlamı: Geçmek*
ta-ma-i-ša-an: tamai + ša, 3. tekil şahıs nesne (accusatif) halinde aitlik zamiri + an, 3.tekil şahıs, sonek (enclitique) kişi zamiri, nesne (accusatif) hali. Anlamı: Başka.
Šu-ú-wa-iz-zi: suwai fiili. 3. tekil şahıs. Tamamlanmamış çekim. Anlamı: Tıkmak, itmek, çıkarmak, sürmek**
nu: ve.
KUN: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Kuyruk.
GUD: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Boğa.
E-ep-zi: “ep(p)” fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Almak.
ta: Bağlaç. Anlamı: ve.
I7-an: Sümerce veya sümerogram, özne/nesne hali (Nominatif/Accusatif neutre) tekil. Anlamı: Nehir.
Za-a-i: “zai” fiili 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Aşmak.
BE-EL:Akatça veya akadogram. Anlamı: Efendi.***
I7-aš: Sümerce veya sümerogram, özne (nominatif) hali tekil. Anlamı: Nehir.
Pé-e-da-i: “peda” fiili, 3. tekil şahıs tamamlanmamış çekim. Anlamı: sürüklemek
a-pu-u-un-pé: İşaret zamiri, nesne (accusatif) hali.
Da-an-zi: Tai fiili, 3. çoğul şahıs tamamlanmamış çekim. Anlamı: Almak.

Çeviri:

Eğer adamın boğası nehri geçer başkası onu [ve] onunkini iter ve boğa kuyruğu alır ve nehir efendiyi aşar nehir sürüklerse, bunu alır.

Çevirinin sıkıntıları:
Tekrar araya giren uzun vakit için eğer özellikle bekleyen varsa ondan özür diliyorum. Köşeli parantez içindeki “ve” benim eklediğim bir şey, çünkü oradaki “onu” ve “onunki” sözcükleri aslında bir son ek olarak “başkası” kelimesinde kendilerini gösteriyorlar. Ancak Türkçe'de böyle bir kullanım olmadığı için hititçenin son eklerle verdiğini ayırarak vermek durumunda kaldım. Çevirinin sonundaki “bunun” ise Hoffner'ın ilgili dipnotuna (n.161) göre adamı nehre iten “başkası”, yani nehirde ölen adamın mirasçısı, öldüreni alıyor. Bu elimdeki basımda gözükmüyor olmasına rağmen Hoffner elindeki bir basımda bunun açık olarak gözüktüğünü söylüyor; ama ben elimdeki basımda gözükmediği için bu şekilde bırakmayı tercih ettim. Bunun dışında düzeltmeleriniz ve daha iyi çeviri önerileriniz varsa lütfen yazmaktan çekinmeyin.


*: Baktığım sözlüklerde “zinuški”nin anlamını doğrudan bulamadım; ancak hem Hoffner, hem de Hrozny onu bu şekilde çevirmişler, kullanıldığı bağlamda buna uygun görünüyor, dolayısıyla ben de onlar gibi çevirmeyi tercih ediyorum.

**: Buradaki fiil “sūwai” fiili (genleştirmek, arttırmak) de olabilir, çünkü daha önce karşılaştığım kanunlarda tek “u” ile yazılıyordu, “suwai” fiili burada çift “u”, ancak çift “u” ile yazılan fiil genelde orta kullanımda görülür ancak elimizdeki fiilin çekimlenmiş hali onun etken bir fiil olarak gösteriyor.


***: Bu işareti H. A. Hoffner “EN” olarak okuyor, Hrozny ise “BE.EL” olarak, ancak Hrozny ilgili dipnotunda tabletin farklı bir basımında “EN” olarak okunabileceğine dair bir bilgi var. Elimdeki basımın harf çevirisi “BE.EL”e daha müsait olduğu için onu tercih ettim.

11 Haziran 2013 Salı

Hitit Kanunları - 42

Hitit Kanunları - 42

(1)ták-ku an-tu-aḫ-ša-an ku-iš-ki ku-uš-ša-ni-i-e-ez-zi (2) na-aš la-aḫ-ḫa pa-iz-zi na-aš a-ki ták-ku ku-uš-ša-an (3) pí-an nu Ú-UL šar-ni-ik-zi ták-ku (4) ku-uš-ša-an-še-ed Ú-UL pé-ya-a-an 1 ŠAG-DU (5) pa-a-i ku-uš-ša-an-na 12 GÍN KÙ-BABBAR pa-a-i Ù (6) ŠA MUNUS ku-uš-ša-an 6 GÍN KÙ-BABBAR pa-a-i

ták-ku: Eğer.
an-tu-aḫ-ša-an: nesne (accusatif) hali, tekil. Anlamı: Adam.
ku-iš-ki: Özne hali (nominatif). Kuis, burada belgesiz zamir. Anlamı: Biri.
Ku-uš-ša-ni-i-e-ez-zi: 3.tekil şahıs, tekil, tamamlanmamış çekim. Anlamı: prim vermek*
na-aš: ve + 3. tekil şahıs, özne halindeki (nominatif) sonek zamiri (pronom enclitiques)
la-aḫ-ḫa: yönelim (allatif) hali, tekil. Anlamı: Yolculuk, sefer.
pa-iz-zi: pai fiili, 3.tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Gitmek.
a-ki: ak fiili. 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Ölmek.
ku-uš-ša-an: nesne (accusatif) hali, tekil. Anlamı: ücret
pí-an: pai fiili, emir kipi, 2. tekil şahıs + an, 3. tekil şahıs sonek (enclitique) kişi zamiri, nesne (accusatif) hali. Anlamı: vermek.**
Ú-UL: olumsuzluk bildiren sözcük.
šar-ni-ik-zi: sarnik fiili. 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Yerleştirmek, yerine koymak.
Ku-uš-ša-an-še-ed: özne/nesne (Nominatif/accusatif neutre) hali, tekil + set, 3. tekil şahıs aitlik bildiren zamir (pronom possesif). Anlamı: Ücret.
Pé-ya-a-an: pai fiili, emir kipi, 2. tekil şahıs + an, 3. tekil şahıs sonek (enclitique) kişi zamiri, nesne (accusatif) hali. Anlamı: vermek.
ŠAG-DU: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Kelle.
pa-a-i: pai fiili. 3. tekil şahıs. Tamamlanmamış çekim. Anlamı: vermek.
Ku-uš-ša-an-na: yönelim (allatif) hali, tekil. Anlamı: Ücret.
GÍN: sümerce veya sümerogram. Anlamı: şekel
KÙ.BABBAR: sümerce veya sümerogram. Anlamı: gümüş
Ù : Akatça, ya da akadogram. Anlamı: ve.
ŠA: Akatça veya akadogram. Kendisinden önce gelen kelimeyi kendisinden sonra gelen kelimeye, ikisi beraber isim tamlaması oluşturacak şekilde bağlar.
MUNUS: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Kadın.

Çeviri

Eğer biri bir adama prim verirse, ve o yolculuğa çıkar ve o ölürse eğer ver ona ücreti ve o yerine koymaz eğer ücretini ona vermezsen 1 kelle verir 12 şekel gümüş ücret verir ve kadının ücreti 6 şekel gümüş verir.

Çevirinin sıkıntıları:

Biraz bu ara arayı açtığım için herkesten özür dilerim ama fırsat bulamadım dersler vs yüzünden. Daha anlaşılır bir çeviri şuna benzeyecektir: “Eğer biri bir adama prim verirse ve o yolculuğa çıkar ve ölürse eğer ücreti verirsen, yerine bir şey koymaz eğer ücretini vermezsen 1 kelle verir 12 şekel gümüş ücret verir ve kadının ücreti 6 şekel gümüş verir”. Buradaki temel sıkıntılardan biri kadının diye çevirdiğim “ŠA MUNUS” normalde kendisinden önce gelenle tamlayan oluşturur, yani akatçadaki kullanımı bu şekildedir. Ancak böylesi bir kullanım, dilbilgisi olarak kolay düşleyemediğim bir kullanım olduğundan ve daha önce rastlamadığımdan onu sanki ismin hali imiş gibi alıp özne/nesne halindeki “ücret” ile bağladım. Bunu Hrozny'de yapmış, onun çevirisine bağlı kaldım diyebilirim. Sizin yine de daha iyi bir öneriniz varsa lütfen belirtmekten çekinmeyin.


*: Normalde “kussan” ücret, maaş gibi anlamlara geliyor, Hrozny, burada “övmek, övme ücreti” olarak çevirmiş, bizdeki “prim vermek” hem “kussan” gibi ekonomik bir ilişkiyi akla getirdiğinden, hem de içinde bir “övme” veya “övünme” barındırdığından buraya uygun diye düşündüm.
**: Hem Hrozny hem de Hoffner burada pí-ia-an şeklinde harf çevirisi yapıyorlar. Ama elimdeki baskıda belirttiğim gibi olduğundan bu halini korumayı tercih ettim.

16 Mart 2013 Cumartesi

Hitit Kanunları - 41

Hitit Kanunları - 41

    (1) Ták-ku IL-KI ḫar-ag-zi nu IL-KI* (2) ti-id-dì-ya-an-za nu GIŠ-TUKUL te-ez-zi ki-i (3) GIŠ-TUKUL-li-me-ed ki-i-ma ša-aḫ-ḫa-me-ed nu-za ŠA LÚ (4) IL-KI A-ŠÀ-ḪI-A an-da ši-ya-ad-dá-ri-ya-zi nu (5) GIŠ-TUKUL ḫar-zi ša-aḫ-ḫa-na iš-ša-i ma-a-an (6) ša-aḫ-ḫa-an mi-im-ma-i nu ŠAIL-KI A-ŠÀ-ḪI-A (7) I-NA É-GAL da-an-zi ša-aḫ-ḫa-na ḫar-ag-zi

ták-ku: Eğer.
LÚ: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Erkek.
IL-KI: Akatça veya Akadogram, "in" (genitif) hali. Anlamı: Dirlik**.
ḫar-ag-zi: Harak fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Yok olmak, ölmek.
ti-id-dì-ya-an-za: tittiya fiili, sıfat fiil hali (participe) + sa, 3. tekil şahıs aitlik bildiren zamir, yönelim (allatif) hali. Anlamı: Koymak, yerleştirmek, düzenlemek***.
nu: Ve.
GIŠ-TUKUL: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Araç, silah.
te-ez-zi: te fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Demek.
ki-i: işaret zamiri. Anlamı: bu, şu.
GIŠ-TUKUL-li-me-ed: Sümerce veya sümerogram, yönelme (datif) hali + met, 1. tekil şahıs aitlik zamiri (pronom possesif), özne/nesne (Nominatif/Accusatif neutre) hali. Anlamı: Araç, silah.
ki-i-ma: işaret zamiri bu/şu + ma, ve/ama.
ša-aḫ-ḫa-me-ed: sahhan, nesne (accusatif) hali, tekil + met, 1. tekil şahıs aitlik zamiri (pronom possesif), özne/nesne (Nominatif/Accusatif neutre) hali. Anlamı: Tımar, vergi.
nu-za: Nu, ve +za dönüşlülük takısı.
ŠA: Akatça veya akadogram. Kendisinden önce gelen kelimeyi kendisinden sonra gelen kelimeye, ikisi beraber isim tamlaması oluşturacak şekilde bağlar.
A-ŠÀ-ḪI-A: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Tarlalar.
an-da: içinde ; ile.
ši-ya-ad-dá-ri-ya-zi: siya fiilinden türetilmiş siyattariya fiili, 3. tekil şahıs tamamlanmamış çekim. Anlamı: Mühürle almak.
ḫar-zi: Har(k) fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Sahip olmak, tutmak.
ša-aḫ-ḫa-an: Özne/nesne (Nominatif/ Accusatif neutre) hali, tekil. Anlamı: Tımar, vergi.
iš-ša-i: essa fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Yapmak, gerçekleştirmek.
ma-a-an: veya, (ya da ) -dığında.
ša-aḫ-ḫa-na: Yönelim (allatif) hali, tekil. Anlamı: Tımar, vergi.
mi-im-ma-i: mimma fiili, 3. tekil şahıs, tamamlanmamış çekim. Anlamı: Reddetmek.
I-NA: Akatca veya Akadogram, ilgeç. Anlamı: içinde, arasında.
É-GAL: Sümerce veya sümerogram. Anlamı: Saray.
Da-an-zi: Tai fiili, 3. çoğul şahıs tamamlanmamış çekim. Anlamı: Almak.
ša-aḫ-ḫa-na: Yönelim (allatif) hali, tekil. Anlamı: Tımar, vergi.

Çeviri:

Eğer dirlik mükellefi ölür ve onunkini alan silahtar derse “Bu silah bana, bu tımar bana” ve dirlik mükellefinin tarlalarını mühürle alır ve silaha sahip olur tımarı gerçekleştirdiğinde; tımarı reddederse dirlik mükellefinin tarlalarını saraya alırlar, tımar yok olur.

Çevirinin sıkıntıları:
Hitit kanunları 40 için belirtiklerim aynen bunun içinde geçerli. Daha anlaşılabilir bir çeviri şuna benzeyecektir: Eğer vergi ödeyen biri ölürse ve onun sahip olduklarını silah yapan birisi almak isterse ve derse ki “Bu silah benim, bu toprak benim” ve bu sayede ölen vergi ödeyenin tarlalarını mühürle alırsa, tımarı ödediği takdirde silahlara sahip olur. Yok ödemeyi reddederse ölen vergi ödeyenin yerini saray için alırlar ve tımar zorunluluğu kalkar.”

Ama uyarmak zorundayım bu dirlik ve tımar kelimeleri tarihsel sıraya uygun olmayan kelimleler ve ifadeler, onlar yerine H.Hoffner gibi TUKUL-yükümlülükleri sahanna-yükümlülükleri dersek daha metne sadık daha güvenilir bir çalışma yapmış oluruz; ancak bu çalışma genel olarak filolojik bir özenden çok anlaşılabilirlik kaygısı güttüğünden o kelimeleri kullanıyorum. Ancak filolojik hataların yorumlarda belirtilmesi durumunda tabi ki çeviri de düzeltmeler yaparım. Daha iyi çeviri önerilerinizi lütfen yorumlara yazmaktan çekinmeyin.

*: Buradaki IL-KI için hem Hrozny hem de Hoffner “GIŠ-TUKUL” diyorlar, ama elimdeki basımda “IL-KI gözüküyor, dolayısıyla ben de harf çevirisinde “IL-KI” yi tutup, çevirinin kendisinde “GIŠ-TUKUL”'u tercih ettim.
**: Bkz. Hitit Kanunları – 40
***: Bkz. Hitit Kanunları - 40